BAKAN EKER KURBANLIK TA SIKINTI YOK

10 Ekim 2013, Perşembe, 1:39 | Bölge Haberleri, Siyaset | Bu Haber 975 kişi tarafından Okundu | 0 yorum
eker_kurban_bayraminda_hayvan_sikintimiz_yok_h3157[1]
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Mehdi Eker her yıl Kurban Bayramı’nda yazılı ve görsel basında yer alan kurban sayısı yetersiz haberlerine yönelik iddiaları Haberler.com aracılığı ile cevapladı. “ÜRETİM VE BESİDE RAHATIZ” Bakan Eker, “Ne üretim, ne besi, ne hayvan sayısı, ne kurbanlık ne de kırmızı et üretiminde sıkıntı söz konusu değil.” dedi. Eker, Haberler.com’a özel […]

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Mehdi Eker her yıl Kurban Bayramı’nda yazılı ve görsel basında yer alan kurban sayısı yetersiz haberlerine yönelik iddiaları Haberler.com aracılığı ile cevapladı.

“ÜRETİM VE BESİDE RAHATIZ”

Bakan Eker, “Ne üretim, ne besi, ne hayvan sayısı, ne kurbanlık ne de kırmızı et üretiminde sıkıntı söz konusu değil.” dedi. Eker, Haberler.com’a özel verdiği röportajda hem yaklaşan Kurban Bayramı’na özel açıklamalar yaptı hem de ülkemizin tarımdan hayvancılığa, ithalattan ihracata, normal tarımdan organik tarıma kadar birçok konuda özel bilgileri ekibimiz ile paylaştı.

İşte Haberler.com’un Tarım ve hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile yaptığı röportajın tüm detayları:

Ülkemizde her Kurban Bayramı öncesinde gündeme getirilen ithal kurban konusunda bu yıl Bakanlık nasıl bir karar aldı?

“HAYVAN SAYISINDA SIKINTIMIZ YOK”

Türkiye’nin ihtiyacı karşılayacak kadar hayvan varlığı mevcut. Hayvan sayısı 30 yıl öncesinin üzerinde. İlk hayvan sayımının yapıldığı 1984′te sığır varlığı 12.4 milyon iken, 2012′de 14 milyondu. Bir farkla; o dönem sadece yüzde 3′ü yüksek verimli kültür ırkıyken, bugün ise saf, yüksek verimli kültür ırkının oranı yüzde 40. Şu an elimizde sadece kurbanlık için bir buçuk milyon büyükbaş hayvan var. Geçen yıl 772 bin büyükbaş kesilmişti. 3.5 milyon da küçükbaş hayvanımız var. Geçen yıl 2 milyon kesilmişti. Kurban Bayramı’na yönelik hayvan sıkıntımız yok. Bildiğiniz gibi et fiyatlarının artacağı, hayvan sayısının yetersiz olduğu yönünde her yıl bu zamanlarda ortaya atılan iddialar bunlar . Ne üretim, ne besi, ne hayvan sayısı, ne kurbanlık ne de kırmızı et üretiminde sıkıntı söz konusu değil.

Çiftçiye verilen destekte boyuttayız? Bu desteklemeler ile tarımsal kalkınmada desteklemelerin rolü nedir?

“HER KONUDA ÇİFTÇİMİZİN YANINDAYIZ”

Alan Bazlı Destekler içerisinde, üretim maliyetlerinin karşılanması ve verimliliğe yönelik olarak; mazot, kimyevi gübre ve toprak analizi desteklere ağırlık verildi.
Alan Bazlı Destekler kapsamında;
·2002 yılında sadece DGD’den oluşan 1milyar 558 milyon TL destek verilmiş iken,
·2012 yılında toplam 2 milyar 157 milyon TL,
·2013 yılında ise Eylül sonu itibariyle 2 milyar 178 milyon TL destek ödendi.

2003 yılında başlatılan mazot desteği kapsamında bugüne kadar üreticilere toplam 4,7 milyar TL, 2005 yılında başlatılan kimyevi gübre desteği kapsamında bugüne kadar toplam 4,2 milyar TL destek ödenerek, maliyetin ortalama %15′i karşılandı.
2009-2012 yıllarında uygulanan “Yeni Fındık Stratejisi” kapsamında; ruhsatlı alanlarda fındık üretimi yapan çiftçilere toplam 2,1 milyar TL destek ödendi. Fındıkta alan bazlı desteğin, her yıl birim destek miktarı artırılarak 2015 yılına kadar devam etmesi sağlanmış olup, 2013 yılında 712,4 milyon TL ödeme yapıldı.

“PRİM DESTEĞİ ÖNEMLİ ORANDA ARTTI”

Ülkemizde arz açığı bulunan ve stratejik açıdan önemli ürünlere verilen fark ödemeleri kapsamında prim desteği verilen ürün sayısı ve destek miktarı önemli oranda artırıldı. Fark ödemeleri 2010 yılından itibaren “Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli” kapsamında havza bazında yapıldı.

2013 yılı Eylül ayı sonu itibariyle üreticiye 2 milyar 362 milyon TL prim desteği verilmiş olup, yılsonu itibariyle bu rakamın 2,8 milyar TL’ye ulaşması planlanıyor. 2013 yıl sonu dikkate alındığında 2003-2013 döneminde toplam 17,6 milyar TL prim desteği ödenmiş olacak.

”PARSEL BAZLI UYGULAMALAR”

Prim ödemelerinde, 2013 yılında “Parsel Bazında Verim Hesaplama Modeline” geçilerek tarımsal desteklerin parsel bazlı uygulanması sağlanabilir hale gelmiştir.
Bakanlığımızca üretimde verimlilik ve kalitenin artırılması amacıyla 2005 yılında başlatılan sertifikalı tohumluk ve fide/fidan kullanımına yönelik desteklere her yıl artan miktarlarda devam edilmektedir. Sertifikalı tohum, fide/fidan destekleri kapsamında;
·2006 yılında toplam 36,8 milyon TL destek verilmiş iken,
·2012 yılında;

Sertifikalı tohum kullanım desteği: 87,2 milyon TL,
Sertifikalı fide/fidan kullanım desteği: 18,6 milyon TL olmak üzere
toplam 105,8 Milyon TL destek ödemesi gerçekleşti.

·2013 yılında ise Eylül ayı sonu itibariyle;
Sertifikalı tohum kullanım desteği: 62,3 milyon TL,
Sertifikalı fide/fidan kullanım desteği: 16,4 milyon TL olmak üzere
toplam 78,7 Milyon TL destek ödemesi yapıldı.
·2005 yılından bugüne kadar üreticilere toplamda yaklaşık 659,6 Milyon TL sertifikalı tohumluk kullanım ve fide/fidan kullanım desteği ödenmiştir.

“VERİM VE KALİTE ARTTI”

Sağlanan desteklerle verim ve kalitede önemli artışlar sağlandı. Sertifikalı tohumluk desteğinin %90′ını oluşturan hububat üretimimiz 2002-2013 (I.tahmin) döneminde %18,1 artarak 2013 yılında 36,4 milyon tona yükselmiştir.
2008 yılında verilmeye başlanan sertifikalı tohum üretim desteği kapsamında ise bugüne kadar toplam 110,5 milyon TL destek verildi.

Sertifikalı fidan kullanım desteği ile 2005-2012 yılları arasında toplam 167 Milyon adet sertifikalı fidan kullanılarak 1,6 milyon dekar alanda yeni meyve bahçesi tesis edildi.

Bu destekler ile sertifikalı fide/fidan üretimimizde önemli artışlar sağlandı.
·2002 yılında 4 milyon adet sertifikalı fide/fidan üretimi yapılmış iken,
·2012 yılında 19 kat artışla 81 milyon adede yükselmiştir.
·Bugün meyvecilikte kullanılan fidanların yaklaşık %90′ı yerli çeşitlerdir.

“TOPRAK ANALİZİ ŞART”

Uygun gübre kullanımını teşvik etmek amacıyla 2009 yılında başlatılan parsel büyüklüğü 50 dekar ve üzeri arazi sahibi çiftçilerimizin gübre desteği alabilmesi için toprak analizi şartı uygulamasına devam edilmekte. Gübre desteğine ilave olarak, dekar başına 2,5 TL toprak analizi desteği verilmekte olup, bugüne kadar toplam 350 milyon TL toprak analizi desteği ödendi. Bu uygulama ile toprak analizi yapılan alanda önemli artışlar gerçekleşti.

“TOHUM ÜRETİMİMİZ 3,5 KAT BÜYÜDÜ”

Son 10 yılda tohumluk üretimimiz %345 artarak 2012 yılında 647 bin tona yükselmiştir. Yürütülen çalışmalar ve sektöre sağlanan destekler ile üretimin 2015 yılında 800 bin tona, 2023 yılında ise 1 milyon tonun üzerine çıkarılması hedeflenmekte.

ORGANİK TARIM VE İYİ TARIM UYGULAMALARI

Bakanlığımızca çevre dostu ve doğal üretim tekniklerinin kullanıldığı yetiştiricilik uygulamaları desteklenmekte ve yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürütülmekte. Bu kapsamda, 2005 yılında destek kapsamına alınan organik tarım ve 2008 yılında destek kapsamına alınan iyi tarım uygulamalarına sağlanan desteklere her yıl artan miktarlarda devam edilmekte. Organik tarım yapan üreticilere bugüne kadar toplam 174,3 milyon TL, İyi tarım uygulamaları faaliyetinde bulunan üreticilere bugüne kadar 24,7 milyon TL destekleme ödemesi yapıldı.

“ORGANİK TARIM ALANLARI ARTTI”

Bakanlığımızca sağlanan desteklemeler ile eğitim çalışmaları sonucu, son 10 yılda organik tarım alanının toplam tarım alanı içerisindeki payı önemli oranda arttı. Organik tarım alanının işlenen tarım alanı içindeki payı; 2002 yılında %0,3 iken, 2012 yılında %2,2′ye çıktı.

“DESTEK VE KREDİLER ÖRTÜLÜ ALANI GENİŞLETTİ”

Bakanlığımızca örtüaltı üretiminin geliştirilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, sağlanan destek ve krediler sonucunda örtüaltı alanı ve üretim miktarında da önemli artışlar yaşandı. Türkiye örtüaltı yetiştiriciliğinde dünyada önemli üretici ülkelerden biri konumuna yükselerek bugün en önemli yaş sebze-meyce ihracatçılarından biri haline gelmiştir.

Ekmek israfının önlenmesine yönelik bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirdiniz. Bu kampanyaya yönelik tepkiler nasıl oldu? Vatandaşların bu anlamda duyarlılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“OCAK AYINDA START VERİLDİ”

Ülkemizde yaşanan ekmek israfının ve neden olduğu ekonomik kayıpların önüne geçmek ve bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla Sayın Başbakanımızın himayelerinde, 17 Ocak 2013 tarihinde, Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası başlatıldı.

TÜM KURUM VE KURULUŞLARLA İŞ BİRLİĞİ YAPILDI

Kampanyanın, Bakanlığımın ve ilgili kuruluşumuz TMO’nun koordinatörlüğünde, tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde, etkili bir şekilde yürütülerek hedefine ulaşmasını teminen, 2 Nisan 2013 tarihinde, 2013/3 sayılı Başbakanlık Genelgesi yayımlandı.

HEDEF DOĞRULTUSUNDA TÜM KANALLAR KULLANILIYOR

Kampanya, hedefi doğrultusunda medya, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, üniversiteler ve özel sektör ile işbirliği içerisinde afiş, broşür, kitap, film gibi basılı ve görsel materyaller kullanılarak SMS ve e-posta gönderileri, sosyal paylaşım kanalları, panel, sempozyum, fuar, konferans gibi toplantılar, etkinlikler, yarışmalar, açıklamalar, medya çalışmaları ve benzeri uygulamalarla yürütülüyor.

“EKMEK TOPLUMUMUZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ”

Biz, toplum olarak ekmeğe çok değer veriyoruz. Onu kutsal sayan, nimet addeden, diğer gıda ürünlerinden ayrı bir yere koyan bir anlayışa sahibiz. Bundan dolayı kampanya, toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenild.

“HALK TAKTİRLE KARŞILADI”

Kampanyayla ilgili oluşturulan www.ekmekisrafetme.com isimli web sitesi ile sosyal paylaşım sitelerinde yapılan yorumlardan, ülke genelinde yürütülen etkinliklere gösterilen ilgiden, kamu kurumlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının da verdiği destekten, kampanyanın halkımız tarafından takdirle karşılandığını memnuniyetle görebiliyoruz.

“YAYGINLAŞTIRMAK İÇİN UYGULAMLAR DEVAM EDECEK”

Önümüzdeki dönemde, mevcut çalışmalarımızın yanı sıra diğer kurumlarla işbirliği içinde gerçekleştirilecek ilave etkinliklerle kampanya daha da yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Böylelikle sosyal bir yara haline gelmiş olan ekmek israfı minimum seviyeye indirilmesi sağlanacak.

Türkiye tarımda dünya çapında lider ülkeydi, Son dönemdeki gelişmeler ile dünyadaki konumumuz nedir? Tarımda kendi kendine yen bir ülke miyiz?

“Ülkemizin geçmişte kendi kendine yeterli olduğu, fakat bugün bu konumunu kaybettiği” ifadesi doğru bir ifade değildir. Bu ifade kapalı ekonomini döneminde ihtiyaçların son derece sınırlı olduğu ve insanlarımızın asgari ihtiyaçlarını (un, şeker vb.) ancak karşılayabildiği dönemi ifade kapsamaktadır. 1950′li yıllarda ortaya çıkan döviz darboğazı sonucunda; kotalar, ithalat yasakları ve yüksek gümrük vergileri uygulanmaya başlanmış ve ithalat mümkün olduğunca zorlaştırılmıştır. 1970′li yıllarda yaşanan petrol krizi, yüksek enflasyon gibi unsurların dış ticaret üzerine olumuz etkileri olmuş ve ithalat gerekli araçlarla baskı altına alınmıştır.

“DIŞ TİCARETTE ENDER ÜLKELERDEN BİRİYİZ”

1980′den sonra yaşanan hızlı liberalleşme süreciyle birlikte Ülkemiz hızla sanayileşmekte, şehirleşmekte, insanlarımızın refah seviyesi artmakta ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gıda tüketim alışkanlıkları da değişmekte ve değişmeye devam ediyor. Bu alışkanlıklara hitap edecek yeni ürün deseninin oluşturulması ve ülkemizde pazarlanması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu kapsamda ülkemiz iklim koşullarında yetişmeyen ürünlerin talep edilmesi durumunda ithal ediliyor olması veya serbest ticaret koşullarının gereği olarak ürün satmış olduğumuz ülkelerden ürün alınıyor olması serbest ticaret koşullarının bir gereği olarak görülmelidir. İthalat boyutuna baktığımızda ise bazı istisnalar (bitkisel yağ) dışında, Ülkemiz temel gıda maddelerinin tamamını kendi üretimi ile karşılayıp dış ticaretinde de 4,6 milyar dolar fazla veren ender ülkelerden biridir.

“İTHALATIMIZDAKİ ÜRÜNLERDE ÇEŞİTLER ARTIYOR”

Bugün, tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı konumunda olan ülkemiz, dünya ülkeleri ile yoğun bir ticari iletişim gerçekleştirmektedir. Ticaretin en temel mantığı mütekabiliyet ilkesinden hareketle ithalatımızda yer alan ürün çeşit ve miktarlarında da artışlar olmaktadır.

DIŞ TİCARETİMİZ ARTIDA

Dış ticaret çalışmalarında kullanılan genel ölçütlere göre; (dış ticaret kısıtlamalarının olmadığı bir ortamda) dış ticaret dengesi artıda olan ülkeler kendine yeterli ülkelerdir.

·2012 yılında tarım ürünleri ihracat bir önceki yıla göre %4,8, 2002′ye göre ise %295 artarak 16 milyar dolara ulaşmıştır.
·2012 yılında tarımsal ithalat bir önceki yıla göre %7 azalmıştır.
·Ülkemiz, tarım sektörünün temeli olan gıda maddelerinde istikrarlı bir şekilde dış ticaret fazlası vermektedir.

Gıda maddeleri ihracatımız:2002′de 3 Milyar 668 Milyon dolar,2012′de 15 Milyar 26 Milyon dolar artış ile %310 büyüme gösterdi.

Gıda maddelerinde Dış Ticaret Fazlası2002′de 1 Milyar 756 Milyon dolar, 2012′de 4 Milyar 606 Milyon dolar artış ile %162′lik bir gelişim gösterdi.2003-2012 Döneminde gıda maddelerinde toplam 36,8 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik.

“TARIM 17 ÇEYREKTİR ARALIKSIZ BÜYÜMÜŞTÜR”

Tarım sektörü son 9 yılın 8′inde büyümüştür. 2013 yılı ilk 6 aylık verilere göre %5,1 büyümüştür. Tarım sektörü son 17 çeyrektir aralıksız büyümüştür.

Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız 2002 yılında 23,7 milyar dolar iken, 2012 yılında 62,5 milyar dolar yükselmiştir. Bu ivmenin devam ettirilerek 2023 yılında Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasılamızın 150 milyar dolara yükseltilmesi hedeflenmektedir.

“AVRUPA’DA BİRİNCİYİZ”

Türkiye, dünyada tarımsal ekonomik büyüklük açısından, 2002 yılında 11′inci sırada iken, 2008 yılından bugüne dünyada 7′inci sıraya, Avrupa’da ise 1′inci sıradaki yerini korumaktadır. 2023 yılında ise tarımda dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer almak temel hedeflerimiz arasındadır.

Türk tarımının dünyanın 7. Büyük ekonomisi olduğu Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Tarımsal Politikalar: İzleme ve Değerlendirme 2013 raporuyla da bir kez daha belgelendi. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Tarımsal Politikalar: İzleme ve Değerlendirme 2013″ raporunu yayınladı. Raporda, Türkiye’nin küresel olarak önemli bir tarım ürünleri ihracatçısı ve dünyanın 7. büyük tarım ürünleri üreticisi olduğu belirtildi.

“161 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORUZ”

Tarım Ürünleri İhracatı açısından bakıldığında ise 2002 yılında 1.480 ürün 161 ülkeye ihraç edilirken, 2012 yılında 1.663 ürün 188 ülkeye ihraç edilir konuma gelinmiştir. Bu gelişmelerin doğal bir sonucu olarak 2002 yılında 4 milyar dolar olan tarım ürünleri ihracatımız 2012 yılında 163 Milyar dolara yükselmiştir. 2023 yılında hedefimiz 40 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı yapmaktır.

Çözüm Süreci ile bölgede tarımsal alanda nasıl gelişmeler yaşanıyor? Çözüm Süreci’nin tarıma katkısı oldu mu? Bu sureçte yeni yatırmlar için teşvike dayalı yeni projemiz var mı?

Çözüm süreciylebirlikte Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta atağa geçmesini bekliyoruz.Doğu Anadolu’daki meralar Türkiye’nin mera varlığının yüzde 41′idir.Çözüm süreciile terör sebebiyle yasaklı olan yaklaşık 3 milyon 500 bin dekarlık mera, Yaylak ve Kışlak alanın kullanıma açılabilecek. Şu an orada küçükbaş hayvan varlığı 8 milyon. Sürecin başarılı bir şekilde gitmesiyle sayı 16 milyona kadar çıkabilir. Doğu Anadolu Bölgesi’ni yeni sistemle destekleyeceğiz. Böylece önceliğimiz bu bölgedir. Doğu Batı’nın aksine modern ve profesyonel işletmecilik sistemine adapte olamadı. Bu nedenle bölgeyi tarım ve hayvancılıkta geliştireceğiz.

“ETİ VE SÜTÜ KENDİ IRKINDAN ALMALIYIZ”

Türkiye’nin artık Eti etçi ırklardan, sütü sütçü ırklardan almasının zamanı geldi. Gelişmiş ülkeler de bunu birbirinden ayırıyor. Türkiye’de bugüne kadar hep sütçü ırklar alınmış, aynı ırkın erkeği et, dişisi ise süt için kullanılmış. Artık etçi ırklardan et, sütçü ırklardan süt elde edilmesi stratejisini uygulayacağız. Hali hazırda hayvan başına verilen destekler, kredi imkânlarına ek olarak ilk defa etçi ırklardan melezlemeye destek vereceğiz. Mevcut olan hayvan gen kaynağına, etçi ırk tohum atmak suretiyle et yönü ön planda olan döl elde edilecek. Et tutma oranının yüksek olması sağlanacak. Yılbaşından itibaren desteklemelere başlayacağız. Doğu Anadolu Bölgesi, işletmelerin küçük olması, sosyoekonomik sorunlar gibi nedenlerle, Batı’nın aksine hayvancılıkta modern ve profesyonel işletmecilik sistemine adapte olamadı. Yeni destek sisteminde önceliğimiz Doğu Anadolu Bölgesi olacak.

“TOPRAKLARIMIZ İÇİN BUĞDAY İDEAL BİR ÜRÜN”

Coğrafyamız açısından en iyi tarım ürünlerinin buğday olması ile beraber, yağış miktarları ve bitki çeşitliliği de koyun besiciliğine uygun. Sığır bize sonradan gelme. İthalatı ilk kez 1925′te yapılıyor. Küçükbaş hayvancılık ilk defa bizim dönemimizde destekleme kapsamına alındı. Hayvan başına verdiğimiz destekler ile koyun, keçi varlığı 35 milyonlara çıktı.

“HAYVANCILIĞA DESTEĞİMİZ TAM”

2002′de hayvancılığa verilen destek 83 milyon lira iken, bunun toplam tarımsal destekler içerisindeki payı yüzde 4.4′tü. Bugün 9 milyar liraya ulaşan tarım desteğinin, yüzde 29′unu hayvancılığa verilenler oluşturuyor. Tarımın Gayri Safi Milli Hasıla’daki yeri 2002′de 23.7 milyarken, bugün 62.5 milyar dolara yükseldi. Türkiye, 2008′den bu yana tarım alanında Avrupa’nın birincisi ve dünyanın 7′ncisi konumunda. Tarım sektörü 10 yıldır aralıksız büyüyor. Daha önce bu tarz 3 yıl üst üste büyümelere ancak 20-30 yılda bir rastlanıyordu.

Haber Kaynağı: HABERLER
Share Button
Anahtar Kelimeler:

YORUM YAZ


Henüz yorum yapılmamış.